ARDA İLE ALEVLENEN SORUN (AHLAK EROZYONU)

Arda Turan'ın dün gece uçakta bir basın mensubuna, Bilal Meşe'ye saldırmasıyla tavan yapan ve aslında uzun süredir ortada bulunan bir sorun, futbolcunun bugün Milli Takımdaki görevinden ayrılmasıyla polemik haline dönüştü. Medya mensupları Arda'yı, Arda'nın yaptıklarından utanmayanlar medyayı, aşçı bahçıvanı, bahçıvan şoförü, şoför uşağı, sonra da herkes birbirini suçladı. Kimse esas sorunu görmedi; ahlak erozyonu.


Memlekette çok ciddi bir ahlak erozyonu var. Elbette sahnedekilerin vukuatları daha çok çıkacak öne. Lakin bunlar iyi günlerimiz. Olanları Arda Turan üzerinden okumak mantıksız. Onu bu hale getiren sisteme bir bakın. Başındakine bakın, Fatih Terim; yanındakilere bakın Caner, Volkan Babacan, Emre, Rıdvan Dilmen. TFF'ye bakın, Yıldırım Demirören. Vekillere bakın, bakanlara bakın, yönetenlere bakın.

Bunların neredeyse tamamının çöp olduğu bir memleketin medyası mı düzgün olacak? O da çöp olacak elbette. Genellemeler için alınganlık yapmayın. Ya da yapın zira aynı gemideyiz ve rotayı düzeltmek de bizim elimizde/ydi. 

Bu ülkede radikal, planlı, ciddi ve çağdaş bir eğitim devrimi yapılmadığı sürece, bu durum kötüleşerek devam edecek. Saygısız insanlar topluluğuyuz. Sevgi karşılık bekleyen bir duygu, alamadığımız anda nefrete, öfkeye dönüyor hemen.

Ne verdiniz de ne bekliyorsunuz? Empati mi kurdunuz? Saygı mı gösterdiniz? "Çalıyor ama çalışıyor" diye hırsızı aklayan biziz. Aynı biz, yanımızda çalışan hem de iyi çalışan bir eleman, hem çalsa hem çalışsa ne yaparız?

Çocuk istismarını gizlemeye çalışan biziz, "Baldız baldan tatlıdır" diye dünyanın en çirkin deyimini kullanan yine biziz. Topyekun bir çöküş içindeyiz.

Konu medya-futbolcu konusu değil, doğrudan ahlak konusu. Hiç kimse mesleği nedeniyle otomatik olarak ahlaksız veya ahlaklı sayılamaz. Yaptıkları, yapmadıkları belirler durumunu, mesleği değil. Hakim için de fahişe için de geçerlidir bu. Hiçbir meslek grubu bir diğerinden daha ahlaklı veya ahlaksız olamaz. İnsandır ahlaklı veya ahlaksız olan. 

Aynı restoranda yan masalarda içtiğiniz birisi 10 dakika sonra alkollü ve motosikletiyle yaya kaldırımından gidebiliyor. Aynı takımı tuttuğunu birlikte omuz omuza verdiğiniz bir kişi maçtan sonra bakkaldan bira çalabiliyor. Aynı okulda okuduğunuz birisi sizi dindar olmadığınız veya olduğunuz için yaftalayabiliyor. Aynı işte çalıştığınız meslektaşınız yerden topladığı fişleri gider yazıp parasını tahsil etmeye çalışıyor. Demem o ki hiç beklemediğiniz bir kişi bile aynı erozyondan etkileniyor. Siz bile. Ben de. 

Tek yolu var. Eğitim devrimi. Yukarıda söyledim. 50 yıllık bir süreyle dokunulmayacak, toptan değiştirilecek, batıl hiçbir şeyin olmadığı, kanıtlanamayan herhangi bir bilginin verilmediği veya kanıtlanmadığı söylenerek öğretildiği ama hepsinden önce kendisini, toplumu seven ve herkese saygı duyan insanlar yetiştirecek bir eğitim sistemi. 20 yıl bir nesil olsa, bozulmaması halinde 2,5 nesilde toparlanma olasılığı var. Yani hayal. Ülke bitmiş durumda. Suçlusu da biziz cezasını çekecek olan da.

Hiç yorum yok: